Ücretsiz e-kitap: “Kendine Dönüş — 7 Günlük Farkındalık Rehberi” için tıklayın →
Gizem Baştaş
Ebeveynlik

Çocuğuma bağırdığım her seferden sonra kendime ne söylemeliyim?

6 dk okuma

Sesinizi yükselttiniz. Çocuğunuzun gözündeki o anlık şaşkınlığı gördünüz ve içinizde bir şey büküldü. Sonrasında gelen o ağır his çoğu ebeveynin tanıdığı bir histir. “Nasıl yaparım?”, “Ben kötü bir anne/baba mıyım?” soruları peş peşe gelir.

Bu yazıda, o andan sonra kendinize ne söyleyeceğiniz üzerine konuşmak istiyorum. Çünkü kendinize söyledikleriniz, hem sizi hem de bir sonraki anı şekillendirir.

Önce nefes, sonra anlam

Bağırdıktan sonra zihin hızla bir hikâye kurar. Ve bu hikâye çoğu zaman acımasızdır. Oysa o an ihtiyacınız olan ilk şey bir yargı değil, bir nefestir. Birkaç saniye yavaşlamak, sizi otomatik suçlama döngüsünden çıkarır ve aslında ne olduğunu görmenize alan açar.

Suçluluk ile utancı ayırmak

Bu ayrım, ebeveynlikte belki de en işe yarayan ayrımdır.

  • Suçluluk der ki: “Yaptığım şey yanlıştı.” Davranışa odaklanır. Sizi düzeltmeye, onarmaya çağırır. Yapıcıdır.
  • Utanç der ki: “Ben kötüyüm.” Kişiliğinize odaklanır. Sizi büzüştürür, saklanmaya iter. Çoğu zaman bir sonraki patlamayı besler.

Bağırdıktan sonra hissettiğiniz şey utanca kayıyorsa, fark etmeniz yeterli. Çünkü “ben kötü bir ebeveynim” cümlesi sizi daha iyi bir ebeveyn yapmaz; sadece daha yorgun ve daha gergin kılar. “Bu davranışım benim olmak istediğim ebeveynle uyumlu değildi” cümlesi ise sizi onarıma çağırır.

Onarım, mükemmellikten daha güçlüdür

Çocuklar mükemmel ebeveynlere ihtiyaç duymaz. Onların gerçekten ihtiyaç duyduğu şey, kopukluktan sonra gelen onarımdır. Sakinleştiğinizde çocuğunuza dönüp “Az önce sesimi yükselttim, bu seni üzmüş olabilir, özür dilerim” demek, bağırmamış olmaktan bile daha öğretici olabilir. Çünkü çocuğa şunu gösterir: Hata yapılır ve sonra onarılır.

Çocuğunuz mükemmel bir ebeveyni değil, hatasını onarabilen bir ebeveyni hatırlar.

Kendinize söyleyebileceğiniz birkaç cümle

O ağır anın hemen ardından, içsel sesinizi yumuşatmak için şunları deneyebilirsiniz:

  • “Zorlandım ve sınırıma geldim. Bu beni kötü bir ebeveyn yapmaz, yorulmuş bir insan yapar.”
  • “Bu anı onarabilirim. Mükemmel olmak zorunda değilim.”
  • “Bu davranışı sevmedim. Ama davranışım kim olduğumun tamamı değil.”

Bu cümleler durumu meşrulaştırmaz; sadece sizi suçlama girdabından çıkarıp sorumluluk alabileceğiniz bir yere taşır.

Örüntüye nazikçe bakmak

Eğer bağırma anları belli durumlarda tekrar ediyorsa, oraya merakla bakmaya değer. Genelde yorgunluk, açlık, zaman baskısı ya da kendi doldurulmamış ihtiyaçlarınız bu anların zeminini hazırlar. Çoğu zaman çocuğa değil, taşıdığınız yüke tepki verirsiniz.

Bir şeyi de eklemek isterim: Eğer bu anlar sıklaşıyor, şiddetleniyor ya da kendinizi sürekli bir öfke, tükenmişlik veya çaresizlik içinde buluyorsanız, bunu tek başınıza taşımak zorunda değilsiniz. Böyle dönemlerde bir ruh sağlığı uzmanından ya da aile danışmanından destek almak bir zayıflık değil; hem kendinizi hem çocuğunuzu düşünen sorumlu bir adımdır. Bu yazı, böyle bir desteğin yerini almaz; en fazla, onun yanında küçük bir hatırlatma olabilir.

Kendi tetikleyicilerinizi ve örüntülerinizi daha net görmek isterseniz, bunları farklı açılardan okumaya yarayan analiz raporları bir başlangıç olabilir. Bu konuyu birlikte konuşmak isterseniz bir tanışma görüşmesi de iyi bir adım olur.

Bugün için tek bir şey: Bir sonraki zor anın ardından kendinize utançla değil, suçlulukla — yani onarıma açık bir nezaketle — yaklaşmayı deneyin. Bu küçük ton değişikliği, zamanla çok şeyi değiştirir.