Ücretsiz e-kitap: “Kendine Dönüş — 7 Günlük Farkındalık Rehberi” için tıklayın →
Gizem Baştaş
Kişisel Farkındalık

İçsel kalıpları okurken kullandığım üç çerçeve

9 dk okuma

Kendimizi anlamaya çalışırken çoğu zaman tek bir açıdan bakarız: “Ben böyle biriyim.” Oysa karakter tek bir cümleye sığmaz. Aynı kişi farklı durumlarda farklı yüzler gösterir; çünkü içimizdeki örüntüler çok katmanlıdır. Bu yüzden kendi iç dünyamı ve danıştığım kişilerin örüntülerini okurken tek bir bakışa değil, birkaç farklı çerçeveye yaslanmayı seviyorum.

Bu yazıda, yapılandırılmış kişisel farkındalık çerçevelerinden üçünü paylaşmak istiyorum. Bunlar kesin doğrular değil; karakteri farklı açılardan okumaya yarayan bakış açılarıdır. Her biri, görüşü biraz daha genişletir.

Bu çerçeveler tek bir sisteme ya da yönteme ait değil; kişilik ve öz-farkındalık üzerine yerleşik farklı düşünce geleneklerinden beslenen, kendi pratiğimde zamanla harmanladığım bakışlardır. Amacım herhangi bir yöntemi birebir aktarmak ya da bir otoriteye dayanmak değil; işe yaradığını gördüğüm bakış açılarını sade bir dille paylaşmaktır.

Çerçeveler neden işe yarar?

Bir çerçeve, dağınık gözlemlere bir düzen verir. Kendinizle ilgili yüzlerce küçük fark ettiğiniz şey, bir çerçeve içinde anlam kazanır. Ama bir uyarı şart: Çerçeve bir kutu değildir. Amaç sizi bir kalıba sokmak değil, sizi daha net görmenize yardımcı olacak bir mercek sunmaktır. Mercek değiştikçe, gördüğünüz detay da değişir.

Birinci çerçeve: temel motivasyon

İlk merceğim, davranışın altındaki temel motivasyona bakar. “Bu kişi neyi korumaya, neyden kaçınmaya çalışıyor?” diye sorar. Çünkü çoğu davranış, bir arzudan çok bir korunma ihtiyacından doğar.

Örneğin biri sürekli mükemmel olmaya çalışıyorsa, altında çoğu zaman bir “yetersiz görülme” kaygısı yatar. Biri sürekli yardım ediyorsa, belki “gerekli olmazsam sevilmem” diye öğrenmiştir. Bu çerçeve, davranışı yargılamak yerine onun arkasındaki ihtiyacı görmeye çağırır.

Kendinize sorabileceğiniz soru: “Tekrar eden bu davranışım, aslında neyi korumaya çalışıyor?”

İkinci çerçeve: enerjinin yönü

İkinci merceğim, enerjinizin nasıl aktığına bakar. Kimi insan dünyaya doğru genişleyerek, harekete geçerek, dışarıyla temas ederek canlanır. Kimi insan ise içe çekilerek, derinleşerek, gözlemleyerek tazelenir. İkisi de geçerlidir; mesele hangisinin sizin doğal akışınız olduğunu fark etmektir.

Bu çerçeve özellikle yorgunluk anlarında işe yarar. Çünkü çoğu zaman kendi doğal akışımıza ters bir tempoda yaşadığımızda tükeniriz. İçe dönük bir akışı olan biri sürekli dışa dönük bir ritme zorlandığında, hatasız görünen bir hayatta bile sebebini anlayamadığı bir yorgunluk taşır.

Kendinize sorabileceğiniz soru: “Beni neyin gerçekten doldurduğunu, neyin boşalttığını biliyor muyum?”

Bu iki çerçeveyi birlikte okumak

Temel motivasyon ile enerjinin yönü çoğu zaman birbiriyle konuşur. Örneğin “gerekli olma” ihtiyacı taşıyan ve dışa dönük akan biri, kendini sürekli başkaları için tükettiği bir döngüye girebilir. İki merceği üst üste koyduğunuzda, tek başına görünmeyen bir örüntü belirir.

Üçüncü çerçeve: gerilim noktaları

Üçüncü merceğim, içsel gerilimlere bakar. Hepimiz içimizde birbiriyle çekişen eğilimler taşırız: bağımsızlık isteği ile yakınlık ihtiyacı, düzen arzusu ile özgürlük arzusu, güvenlik ile macera. Karakter, çoğu zaman bu gerilimleri nasıl yönettiğimizde gizlidir.

Bu çerçeve, “neden bir konuda hep çelişiyorum?” sorusunu daha anlayışlı kılar. Çelişki bir kusur değil; iki meşru ihtiyacın aynı anda var olmasıdır. Onları görmek, içsel çatışmayı bir savaş olmaktan çıkarıp bir denge meselesine dönüştürür.

Kendinize sorabileceğiniz soru: “İçimde sürekli çekişen iki ihtiyaç hangileri ve onları nasıl dengeliyorum?”

Bir çerçeve sizi tanımlamaz; sadece kendinizi biraz daha net görmenize yardımcı olur.

Çerçeveleri birlikte kullanmak

Bu üç mercek tek tek de işe yarar; ama gerçek değerleri bir arada kullanıldığında ortaya çıkar. Temel motivasyonunuzu, enerjinizin yönünü ve içsel gerilimlerinizi yan yana koyduğunuzda, kendinizle ilgili çok daha bütünlüklü bir resim belirir. Bu resim sizi bir kutuya hapsetmez; aksine, hareket edebileceğiniz alanı genişletir.

Önemli olan, bu çerçeveleri birer etiket gibi değil, birer soru gibi taşımaktır. “Ben buyum” demek yerine “bu açıdan baktığımda ne görüyorum?” demek, farkındalığı canlı tutar.

Kendi örüntülerinizi bu tür yapılandırılmış çerçevelerle okumak isterseniz, analiz raporları bu üç bakışı bir arada sunan bir başlangıç noktasıdır. Daha sade bir giriş için ücretsiz e-kitaplar da güzel bir kapı aralar. Bu okumayı birlikte derinleştirmek isterseniz bir tanışma görüşmesi de iyi bir adım olabilir.

Bugün için tek bir şey önereyim: Üç soruyu bir kâğıda yazın ve yalnızca birine, acele etmeden cevap verin. Kendinizi anlamak, çoğu zaman böyle tek bir dürüst cevapla başlar.