Ücretsiz e-kitap: “Kendine Dönüş — 7 Günlük Farkındalık Rehberi” için tıklayın →
Gizem Baştaş
İlişkiler

İlişkide tekrar eden kalıpları kırmak için ilk adım

5 dk okuma

Bazen ilişkilerde kendinizi aynı tartışmanın, aynı kırgınlığın ya da tanıdık bir uzaklaşmanın içinde bulursunuz. “Bu sefer farklı olacak” diyerek başlasanız da, eski bir kalıbı bir düğmeye basar gibi hemen değiştirme isteği çoğu zaman baskın gelir. Oysa bu acele, kalıbı çoğu kez daha da görünmez kılar. Çünkü ortadan kaldırmaya çalıştığınız şeyi henüz yeterince tanımamış olabilirsiniz.

İlk ve belki de en zor adım, tekrar eden tepkiyle —öfke, kapanma, savunmaya geçme ya da geri çekilme— hemen mücadele etmeye çalışmamaktır. Bunun yerine kalıbı olduğu gibi görmek ve ona yargısızca, merakla yaklaşmak. İstemediğiniz bir davranışı gözlemlemek, çoğu zaman onu değiştirmeye çalışmaktan daha zordur. Çünkü ilişkilerde kök salmış alışkanlıklar, kendinizi korumak ya da anlaşılmak için bir zamanlar geliştirdiğiniz yolların uzantısı gibi işler. Hemen değiştirmek istemek anlaşılırdır; ama gözleme alan bırakmadığınızda otomatikliğin zincirini kırmak güçleşir.

Yargı değil, merak

Yargısız bir bakış; “neden böyleyim” ya da “neden yine oldu” gibi kendini suçlayan sorular yerine “şu anda ne oluyor?” diye sormayı gerektirir. Merak burada anahtardır. O tepkiyi tetikleyen şeyi anlamak, çoğu zaman tepkinin kendisinden daha aydınlatıcıdır. Bir tartışmanın başında ses tonunun yükseldiği ya da bir kelimenin sizi tetiklediği anı fark etmek… Bunu “yine aynı şey oldu” diye etiketlemeden, yalnızca ne olduğuna bakarak yapmak kolay değildir; ama sürecin dönüştürücü kısmı tam burada başlar.

Tetikleyiciyi ve bedeni fark etmek

Her otomatik tepkiden önce genellikle bir tetikleyici bulunur: beklenmedik bir söz, bir bakış, bazen de içinizde beliren bir his ya da düşünce. Tetikleyici çok küçük bir şey olabilir; birinin yüz ifadesi, cevaplanmayan bir telefon ya da geçmişten gelen bir anı. Bunu yakalayabilmek için, otomatik biçimde tepki vermeden önce birkaç saniye duraklamak işe yarar. “Ne oldu da içimde bir şey hareket etti?” sorusu, çoğu zaman zincirin ilk halkasını gösterir.

Tetikleyiciyi fark etmek olayın yalnızca başlangıcıdır. O anda bedeninizde de bir şeyler olur: kalp atışınız hızlanabilir, elleriniz terleyebilir, boğazınızda bir düğüm oluşabilir ya da omuzlarınız gerilebilir. Bu bedensel duyumları gözden kaçırmak kolaydır; çoğu zaman onlara bilinçli olarak dikkat etmeyiz. Oysa beden, zihnin henüz kelimeye dökemediği bilgiyi taşır. Bir kalıbın bedeninizde bıraktığı izi takip etmek, otomatikliğin “kendiliğinden” akışını yavaşlatabilir. “Şu anda bedenimde ne oluyor?” diye sormak, yalnızca zihinsel değil, bütünsel bir farkındalık açar.

Gözlem, değişimin başlangıcı

Tetikleyici ile beden duyumları arasında geçen o kısa, kritik anda davranış şekillenmeye başlar. Tam burada gözlemin dönüştürücü gücü devreye girer. Gözlemlemek pasif bir bekleyiş değildir; olanı etiketlemeden, bastırmadan ya da hemen müdahale etmeden izlemek, kalıbın otomatik akışını yavaşlatır. Bu yavaşlama, tepki ile eylem arasına küçük de olsa bir mesafe koyar. O mesafe bazen bir nefes kadar kısa, bazen birkaç saniye kadar uzun olabilir. Bu küçük aralık, alışılmış davranıştan farklı bir seçim yapabilmenin kapısını aralar.

Bir davranışı gözlemlerken, ilk izleniminizin çoğu zaman yalnızca bir veri olduğunu, kesin bir hüküm olmadığını hatırlamak önemlidir. Birinin içine kapanmasını ya da başka bir tepkisini gördüğünüzde, nedenini hemen anladığınızı varsaymak yerine, yeni bilgi geldikçe yorumunuzu güncelleyebilmek ilişkilerde de geçerlidir. Kalıbın nedenini ya da nasıl oluştuğunu bir çırpıda kavradığınızı düşünmek yerine, her seferinde yeniden gözlemek ve o anın kendine özgü akışına alan açmak mümkündür.

Bir kalıbı kırmadan önce onu tanımak gerekir; tanımak için de yargılamayı bir an durdurmak.

Burada iki şeyi ayırmak gerekir: gözlem, değişimin garantisi değildir; ama değişime giden yolun başlangıcıdır. Bazen sadece ne olduğunu, nasıl başladığını ve bedeninizde nasıl bir iz bıraktığını fark etmek bile, kalıbın üzerindeki otomatiklik perdesini hafifçe aralar. Hemen farklı davranmak her zaman mümkün olmayabilir; ama o küçük mesafeyi yaratmak, bir sonraki adım için yeni bir ihtimal sunar.

Kendi ilişki örüntülerinizi daha bütünlüklü görmek isterseniz, bunları farklı açılardan okumaya yarayan analiz raporları bir ayna işlevi görebilir. Bu konuyu birlikte ele almak isterseniz bir tanışma görüşmesi de iyi bir başlangıç olabilir.

Sonunda, bazı değişimler dışarıdan bir anda olmuş gibi görünse de, perde arkasında çoğu kez uzun bir gözlem, merak ve sabır yatar. Çünkü bazen ilk adım bir şeyi değiştirmek değil, onu gerçekten görmektir.