Kariyer değişimi düşünüyorum ama ne yöne gideceğimi bilmiyorum
Sabahları aynı yorgunlukla başlıyorsunuz. İşiniz fena değil, belki dışarıdan bakınca gayet iyi bile. Ama içinizde sessiz bir “bu kadar mı?” sorusu dolaşıyor. Değişmek istiyorsunuz, fakat nereye gideceğinizi bilmiyorsunuz. Ve bu bilmeme hâli, sizi olduğunuz yerde tutuyor.
Bu durumdaki birçok kişiyle konuşuyorum. Çoğu zaman mesele yön eksikliği değil; doğru soruları henüz sormamış olmaktır. Bu yazıda, yön aramaya başlamadan önce kendinize sorabileceğiniz üç soruyu paylaşmak istiyorum.
Yön bulmak neden bu kadar zor?
Çünkü çoğumuz “doğru kararı” bir an gelecek bir kesinlik sanırız. Sanki bir gün her şey netleşecek ve emin adımlarla yürüyeceğiz. Oysa yön, çoğu zaman bir aydınlanma anında değil, küçük netleşmelerin üst üste binmesiyle ortaya çıkar.
Bir de şu var: Değişimi düşünürken aklımız genelde “ne yapmalıyım?” sorusuna takılır. Oysa daha verimli sorular biraz daha derinde durur.
Birinci soru: Neyden uzaklaşmak istiyorum?
Çoğu zaman neye gitmek istediğimizi bilmesek de, neyden kaçtığımızı biliriz. Mevcut işinizde sizi gerçekten yoran şey ne? İşin kendisi mi, ortam mı, tempo mu, anlamsızlık hissi mi, görünmez kalmak mı?
Bu soru önemlidir, çünkü insan bazen yanlış şeyden kaçar. Aslında sevdiği işten değil, o işteki bir ilişkiden ya da bir kültürden bunalmıştır. Neyden uzaklaşmak istediğinizi netleştirmeden yön ararsanız, aynı rahatsızlığı yeni bir yere taşıma riski vardır.
İkinci soru: Hangi anlarda zaman kayboluyor?
Yön ipuçları çoğu zaman büyük hayallerde değil, küçük anlarda saklıdır. Son birkaç ayda, neyi yaparken zamanın nasıl geçtiğini fark etmediniz? Bir şeyi açıklarken mi, düzenlerken mi, bir insana destek olurken mi, bir problemi çözerken mi?
Bu anlar, “tutku” gibi büyük kelimelerden daha güvenilirdir. Çünkü size enerji veren faaliyetin türünü gösterirler. Ve çoğu zaman yeni bir yön, yeni bir meslek adından çok, bu tür faaliyetlerin etrafında şekillenir.
Küçük bir not defteri pratiği
Önümüzdeki iki hafta, günün sonunda tek bir cümle yazın: “Bugün beni en çok canlandıran an şuydu.” İki hafta sonra bu cümlelere baktığınızda, çoğu zaman bir örüntü belirir. O örüntü, herhangi bir kariyer testinden daha kişisel bir haritadır.
Üçüncü soru: Hangi bedeli ödemeye razıyım?
Her yön bir bedel ister: zaman, belirsizlik, gelir dalgalanması, yeniden öğrenme, ego. “İdeal işim ne?” sorusu havada kalır; ama “hangi zorluğu göğüslemeye razıyım?” sorusu sizi yere indirir.
Çünkü gerçek bir yön, sadece neyi istediğinizle değil, neyin uğruna zorlanmaya razı olduğunuzla şekillenir. Bedelini severek ödeyebileceğiniz şey, çoğu zaman sizin gerçek yönünüze en yakın olandır.
Yön, “ne istiyorum?” sorusuyla değil, “neye değer veriyorum ve hangi bedeli göğüslerim?” sorularıyla netleşir.
Acele etmeden ilerlemek
Bu üç soruya verdiğiniz cevaplar bir gecede netleşmeyebilir. Sorun değil. Amaç, kesin bir cevaba ulaşmak değil; aramayı daha doğru bir zeminde sürdürmektir. Çoğu zaman doğru soruyu taşımak, yanlış bir cevaba koşmaktan daha değerlidir.
Karar verirken kendi değerlerinizi ve örüntülerinizi daha net görmek isterseniz, bunları farklı açılardan okumaya yarayan analiz raporları bir çerçeve sunabilir. Bu kararı birlikte düşünmek isterseniz bir tanışma görüşmesi de iyi bir başlangıç olabilir.
Bugün için tek bir şey yapın: Üç sorudan birini seçin ve cevabını kâğıda yazın. Yön, çoğu zaman böyle küçük bir dürüstlükle başlar.
