Kendi sesimi başkalarınınkinden nasıl ayırt ederim?
Bir karar verirken zihninizde birden fazla ses konuştuğunu fark ettiniz mi? Biri sizi bir yöne iter, diğeri tereddüt eder, üçüncüsü “başkaları ne der?” diye sorar. Bu seslerin hepsi sizinmiş gibi gelir. Oysa hepsi gerçekten size ait değildir.
Kendi sesinizi ayırt etmek, sandığınızdan daha öğrenilebilir bir beceridir. Bu yazıda bu sesleri biraz yavaşlatıp, hangisinin gerçekten sizden geldiğine bakmayı deneyeceğiz.
İçimizdeki sesler nereden gelir?
Zihnimizdeki birçok ses, aslında yıllar içinde içselleştirdiğimiz başka insanların sesleridir. Bir ebeveynin uyarısı, bir öğretmenin beklentisi, bir çevrenin “doğru kabul ettiği” yol. Bunlar zamanla o kadar tanıdık olur ki, kendi düşüncemiz sanırız.
Bu sesler kötü değildir. Çoğu, sizi korumak için oradadır. Ama sizi koruyan bir ses ile sizi yönlendiren bilgeliğiniz arasında fark vardır. İlki genelde korkudan konuşur; ikincisi sakinlikten.
Üç ses arasında ayrım
İşleri sadeleştirmek için çoğu zaman üç sesi ayırt etmeyi öneriyorum:
- Korku sesi: Aceleci, kategorik, felaketçidir. “Ya olmazsa?”, “Rezil olursun”, “Hep böyle” gibi konuşur.
- Beklenti sesi: Başkalarının onayına odaklanır. “Ne derler?”, “Hayal kırıklığına uğratırsın” der. Çoğu zaman bir başkasının tonuyla konuşur.
- Kendi sesiniz: Daha yavaş, daha sakindir. Sizi aşağılamaz, korkutmaz. Bir şeyi yapmamanız gerektiğinde bile bunu nazikçe söyler.
Bu üçünü ayırt etmenin en pratik yolu, tonu dinlemektir. Bir düşünce sizi sıkıştırıyor, hızlandırıyorsa muhtemelen korkudur. Sizi rahatlatıyor ama tembelliğe çağırmıyorsa, çoğu zaman sizsinizdir.
Bedeniniz de konuşur
Kendi sesinizi bulmanın bir yolu da bedeninizden geçer. Bir seçeneği düşündüğünüzde göğsünüz mü açılıyor, yoksa daralıyor mu? Omuzlarınız mı düşüyor, sırtınız mı dikleşiyor? Beden, zihnin gürültüsünden önce çoğu zaman bir şeyi bilir. Bu sinyaller kesin cevaplar değildir, ama dinlenmeye değer ipuçlarıdır.
Sesleri yavaşlatan küçük bir pratik
Bir karar karşısında kaldığınızda şunu deneyebilirsiniz:
- Önce kâğıda, aklınızdan geçen tüm cümleleri olduğu gibi yazın. Filtrelemeyin.
- Sonra her cümlenin yanına, sizce kimin sesi olduğunu yazın: korku mu, beklenti mi, siz mi?
- En sonunda, yalnızca “siz” diye işaretlediğiniz cümleleri tekrar okuyun.
Bu basit ayrıştırma, çoğu zaman zihnin kalabalığını şaşırtıcı biçimde sakinleştirir. Çünkü gürültünün çoğunun size ait olmadığını görmek, başlı başına bir rahatlamadır.
Kendi sesiniz genellikle en yüksek olan değil, en sakin olandır.
Bunu bir alışkanlığa dönüştürmek
Kendi sesinizi ayırt etmek tek seferlik bir keşif değil, sürekli tazelenen bir ilişkidir. Her gün birkaç dakika bile kendinize dönmek, bu sesi daha tanıdık kılar. Zamanla, kalabalık bir zihinde bile onu daha hızlı bulursunuz.
Bu yolculukta tek başınıza ilerlemek istemezseniz, kendi iç örüntülerinizi yapılandırılmış bir biçimde okumaya yarayan analiz raporları faydalı olabilir. Daha derli toplu bir başlangıç için ücretsiz e-kitaplar da güzel bir kapı aralar.
Bugün için tek bir öneri: Bir sonraki kararınızda, “bu kimin sesi?” diye sorun. Tek bu soru bile, sizi sizin tarafınıza biraz daha yaklaştırır.
